RAHMETDOSTLARİ - İbadet
   
  RAHMETDOSTLARİ
  İbadet
 




 

İBÂDET

İbâdet; Allah’ın (c.c.) ma’bûd, insanın da kul olduğunu en kusursuz şekilde ifâde etmenin adıdır. Ve gerçek bir kulun, hakîkî bir ma’bûda karşı, Yaratıcı ve yaratılan münâsebeti içinde tavırlarının tanzîminden ibârettir.

İbâdet; insanın, varlık, hayat, şuur, idrâk ve imân gibi nimetlere karşı, mazhar olduğu bütün bu şeylerin diliyle bir teşekkürü; ibâdetsizlik ise, mutlak bir körlük olmasa bile, kaba bir nankörlük olduğunda şüphe yoktur.

İbâdet; imânla hedeflenen dünya ve ukbâ saâdeti gibi hususları elde etmek için, bizlere imânı emreden Zât’ın, açıp önümüze sürdüğü bir vuslat yolu ve bir vuslat âdâbıdır. Bu yolu bulamayanların, bu âdâbı elde edemeyenlerin Hakk’a ulaşmaları mümkün değildir.

İbâdet; nazarî olarak, bilinen en büyük gerçeğin, insan vicdânında “hakka’l yakîn” e ulaşmasının en emin ve en selâmetli yoludur. Şuurun, haşyet ve saygıyla kanatlanıp “yakîn” aradığı bu yolun her menzilinde insan ayrı bir vuslata erer.

Ömürlerini, hakîkat adına nazarî mes’elelerin hikâyeleriyle tüketen bir kısım gerçeğe kapalı rûhlar, bütün bir hayat boyu en fasîh dillerin, en sihirli beyanların büyüleyici ikliminde yaşasalar dahi, bir çuvaldız boyu yol alamazlar.

İbâdet; insandaki iyilik, güzellik ve doğruluk düşüncesine kuvvet veren bereketli bir kaynak ve nefsin kötülük temâyüllerini iyileştirip melekler âlemine çeviren sırlı bir iksirdir. Hergün birkaç defa zikr u fikriyle bu kaynağa müracaat eden rûh “insan-ı kâmil” olma yoluna girmiş ve bir ölçüde nefsin desîselerine karşı da siperini bulup mevzilenmiş sayılır...

İbâdet; Cennet’e ehil hâle gelme keyfiyetini araştırma yolunda, insan rûhunda saklı bulunan meleklik istidâdının geliştirilip inkişâf ettirilmesi, bedenî ve hayvânî isti’dâtların da zabt u rabt altına alınması ameliyesinden ibarettir. Dünden-bugüne; ibâdet sâyesinde melekleri çok gerilerde bırakanlar olduğu gibi, ibâdetsizlikle yuvarlanıp aşağıların aşağısına sürüklenenler de az değildir.

İbâdetin en fazîletlisi Allah’ı (c.c.) bilip, Allah’ı (c.c.) sevmek ve insanlara faydalı olmaktır. Bu zirvenin zirvesi de, doğruyu gösteren vicdân ibresiyle her işte Hakk’ın hoşnutluğunun gözetilmesi, “Festakim kemâ ümirte” sesiyle ihtizâza gelerek, bir mü’min için ideal olan gerçek doğruluğun araştırılmasıdır.






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
Mesajın:
 
 
HUKUM DERGİSİ İÇİN TIKLAYINIZ